Untitled Document
Örnek Olgular
Mitolojide Androloji
Sanat ve Androloji
Basından Haberler

Tüm sorular ve danışmak istediğiniz konular için tıklayınız

İDRAR YOLLARI İLTİHAPLANMASI VE PROSTATİT

Prof.Dr. Kaan AYDOS

İçinden idrarın geçtiği kanalların mikroorganizmalarca istila edilerek, iltihap gelişmesidir. Böbreklerden başlayarak, penis ucunda idrar deliğine (mea) kadar olan yollarda görülebilir. Çoğu kez idrarda bu mikroplar (bakteri) ya da iltihap hücreleri (lökosit) bulunabilir. Normalde idrarda ne bakteri ne de iltihap hücreleri bulunmaz.

İdrar yolu enfeksiyonları sık görülür. Yeni doğan erkek çocuklarda kızlardan daha sık rastlanılır. İleri yaşlarda kadınlarda daha sıklaşır, ama erkekte prostat büyümesinin başlamasıyla birlikte oran eşitlenir.

%35 kişide idrarlarında bakteri bulunabilir. Ama bunun her insanda klinik olarak belirti vermesi beklenmez.

İdrar yollarına enfeksiyon 4 yolla gelebilir: 1) Aşağı idrar yollarından (uretradan) giren bakterilerin yukarı, böbreklere taşınması. Özellikle yeterli hijyenik önlemler almayan kişilerde, perineye bulaşan feçes buradan idrar yollarına girebilir. Kadınlarda uretranın kısa olması nedeniyle, bu şekilde enfeksiyon taşınması sık görülür. 2) Vücudun başka bir yerindeki iltihabın kanla böbreklere yayılması; 3) Bağırsaklardan, rektumdan, karın içi iltihaplarından kaynaklanan bakterilerin lenf kanallarına girerek idrar yollarına ulaşması; ve 4) Yakındaki organların iltihaplarından komşuluk yoluyla yayılması.

Her bakteri herkezde enfeksiyon yapmayabilir, ya da değişik derecelerde yapabilir. Burada kişinin vücut direnci ve bakterinin özellikleri sorumludur. Çocuklar, yaşlılar ve gebeler enfeksiyona daha yatkındırlar. İdrar yollarında taş ,doğuştan anomali gibi tıkanıklık yapan durumlarda enfeksiyon kolay yerleşir. Cinsel ilişkilerde kadında mesaneye bakteri yerleşmesi kolay olur (sistit). Vajen içerisine antibiyotik ya da antimikotik ilaç konulması, spermisidler, spiral de kadında enfeksiyonu kolaylaştırır.

Böbrek iltihapları (Piyelonefrit): Aniden başlayan, titreme, yüksek ateş, böbrek bölgesinde yan ağrısı, bulantı, kusma, halsizlik, idrar yaparken sızlama, sık idrara çıkma, idrar renginin koyulaşması ile seyreden böbrek iltihaplarına akut piyelonfrit denilir. Yan tarafa vurulduğu zaman çok şiddetli ağrı hissedilir. İdrar tahlilinde iltihap hücreleri artmıştır. İdrar kültürü yapılarak, hangi mikroorganizmanın neden olduğu (en sık E. Coli) bulunur. Tedavide istirahat ve bol su içilmesi gerekir. Bulantı nedeniyle su içilemiyorsa damardan mayi verilmelidir. Ateş için ateş düşürücüler ve ağrı kesiciler kullanılır. Önce idrar kültürü alınır ve sonucu beklemeden hemen geniş etkili bir antibiyotik (florokinolonlar, amoksisilin, aminoglükozidler gibi) başlanılır. Eğer 72 saatte iyileşme olmazsa antibiyotik değiştirilir, abse gelişmiş olabilir ya da idrar yollarında bir tıkanıklık veya doğumsal anomali var demektir. İleri tetkik, tedavi gerekir.

Gebelerde, eğer idrar yollarında iltihap varsa daha sık akut piyelonefrit gelişmektedir.

Eskiden geçirilmiş böbrek iltihapları, ileride müzmin (kronik) bir durum alabilirler (kronik pyelonefrit). Böbrek artık küçülmüş ve fonksiyon görmesi bozulmaya başlamıştır. Sadece iltihaplar değil, idrar kaçağı (reflü), nefritler, taş bulunması, diyabet, analjezik nefropatisi gibi hastalıklarda da kronik pyelonefrit ortaya çıkabilir. Özellikle sık sık böbrek iltihabı geçirenlerde bu durumun gelişebilir. İdrar tahlili ve radyolojik görüntüleme yöntemleriyle tanı konabilir. Sonuçta o böbreğin ameliyatla çıkarılmasına kadar gidebilir.

Böbrek absesi: Böbreğin içinde iltihap (pü) birikmesidir. Özellikle taş ya da doğuştan anomaliye bağlı bir tıkanıklık varsa, üzerine iltihabın eklenmesi böyle bir tablo ortaya çıkarır. Vücudun başka bir tarafındaki iltihabın kan yoluyla böbreğe ulaşması da neden olabilir. Çok yüksek ateş, titreme, yan ağrısı, karın ağrısı, bulantı, kusma görülebilir, hatta o tarafta ciltte kızarıklık ve şişlik bile hissedilebilir. İlerlemiş olgularda, iltihap böbrek dışına çıkarak, karın içine yayılabilir, hatta sepsis gelişebilir. Zamanında yeterli tedavi edilmezlerse öldürücü bile olabilir. Tedavide çoğu kez absenin ameliyatla boşaltılması (drenajı) gerekir.

Sistit: Mesane iltihabıdır. Ani başlayan idrar yaparken sızlama, sık idrara çıkma, aniden idrar hissi gelmesi ve göbek altında ağrı ile karakterizedir. Kadınlarda sık görülür. Böbreklerde enfeksiyon yoktur. İdrarda iltihap hücreleri (lökosit) bulunur. Sıklıkla TMP-SMX, nitrofurantoin ve ampisilin türlerinden fayda görürler. En iyisi idrar kültürüne göre antibiyotik kullanmaktır. Mesane gevşetici ilaçlar da eklenir. Bol sıvı almaları önerilir.

Ancak her zaman idrar kültüründe bir bakteri üremeyebilir de (Abakteriyel sistit). Bunlarda idrar muayenesinde iltihap hücreleri vardır ama bakteri üremez. Tüberküloz da olabilir. Genellikle nedeni mikoplazma ya da klamidyadır. Sıklıkla bir cinsel ilişki sonrasında ortaya çıkar. Aniden başlar. İdrar yaparken sızlama, sık idrara çıkma, aniden idrar hissi gelmesi ve göbek altında ağrı ile karakterizedir. Tetrasiklin ve kloramfenikolden yarar görürler. Mesane gevşeticileri de eklenmelidir.

Orta yaş kadınlarda interstisiyel sistit de bir sorun olabilir. Nedeni tam bilinmiyor. Bunlarda bir mikrop üremez, ama mesane duvarında yaygın bağ dokusu artışı vardır. Yer yer ülser şeklinde lezyonlar gelişir. Bu lezyonlar mesane dolup gerildiğinde kanarlar. İdrar yaparken sızlama, sık idrara çıkma, aniden idrar hissi gelmesi ve göbek altında ağrı bu hastalıkta da görülür. Özellikle mesane dolu iken bu şikayetler artar. Sinirli, hassas kadınlarda sık görülür. Bazen idrar kanlı gelebilir. Tanıda mesanenin gözle muayenesi (sistoskopi) uygun olur. Tedavide aralıklarla mesanenin ilaçlı yıkanması, lezyonların yakılması, kortizon, antihistaminikler, Elmiron kullanılan ilaçlardır. Bazen ameliyat edilerek mesane kapasitesinin artırılması ya da sinirlerinin kesilmesi gerekebilir. Bazı olgularda vajen içerisine hormon kremlerinin kullanılmasından yarar sağlanılabilir.

Üretrit: Uretranın iltihabıdır. Tek başına uretrit, kadınlarda nadirdir olup, bunlarda bel soğukluğu (gonore) akılda tutulmalıdır. Uretradan akıntı ve idrar yaparken sızlama ile belirir. Akıntı kokulu ve yeşil renkli olabilir. Genelde gonore, ureaplasma ve klamidya sorumludur. Akıntının mikroskopik ve mikrobiyolojik tetkiki yapılmalıdır. Trikomanos gibi parazitler ya da herpes gibi virüsler de görülebilir. Etkene göre antibiyotik ile tedavi edilirler.

Penis üzerinde ya da penis başı (glans) üzerinde ülseratif lezyonlar: Sifiliz, genital herpes, şankroid lenfogranulum venerium, granuloma inguinale enfeksiyonlarında görülür. Bir uzmanın muayenesi şarttır.

AIDS hastalığı: Belirtilerin ortaya çıkması yıllar alabilir. Başlangıçta bir belirti vermez. Genelde cinsel temas ve enjektörlerle bulaşır. Vücut direncinde düşme ile karakterizedir. Bunun sonucunda sürekli çeşitli enfeksiyonlara yakalanılır. Bazen lenf bezelerinde şişmelerle karşılaşılır. Cinsel yolla bulaşma yapabilecek bir durumun söz konusu olduğu erkeklerde, AIDS'e karşı tetkikler yapılmalıdır. Tedavisi özellik gösterir.

Prostat iltihapları (prostatit): Özellikle genç erkeklerde sık görülür. 50 yaş altı erkeklerde en sık ürolojik tanı prostatittir. Bir bakteri ile meydana gelebileceği gibi, bazen mikroplar sorumlu olmayabilir (abakteriyal prostatit). Eğer bakteri sorumlu ise akut olarak üşüme, titreme, ateş, perineal, rektal, sırt ağrıları, sık idrara çıkma, idrar yaparken sızlama ve ani idrar hissi gelmesi belirtileri verir. Uretradan akıntı görülebilir. Kas, eklem ağrıları da sıktır. İdrar ve akıntı oluyorsa akıntının muayenesi ile tanı kesinleşir. Kinolonlar, TMP-SMX tedavide etkilidir. Ateş düşürücüler, ağrı kesiciler, mesane gevşeticileri, kabızlığın önlenmesi, bol sıvı alımı ve istirahat önerilir. Tedavi edilemzlerse abse ya da kronik prostatit gelişebilir.

Prostatit sık tekrarlarsa, kronik (müzmin) bir hal alabilir. Bunlarda bazen bakteri üremez, klamidya ve mikoplazmalar sorumlu olabilir. Makattan rektal yolla prostatın muayenesi yardımcı olabilir. Tedavisi bazen uzun sürebilir. Çünkü antibiyotiklerin prostat içerisine girmesi zordur. Gerekirse prostatın ameliyatla çıkarılması bile düşünülebilir. Böbreklere, epididim ve testis gibi diğer genital organlara yayılabilir. Erkek kısırlığında bir neden olabilir.

Bazı erkeklerde yukarıda yazılan prostatit belirtileri görülmesine rağmen, ne idrarda ne de akıntının incelenmesinde iltihap hücreleri (lökosit) veya mikroorganizma bulunamayabilir. Bunlara kronik pelvik ağrı sendromu ya da noninflamatuvar prostatit adı verilir. Tanı konması oldukça karışık olması nedeniyle, detaylı bir araştırmayı ve tedaviyi gerektirirler. Ancak, kronik prostatit tanısı çok sık konulmakta olup, tedavisi de her zaman tatmin edici olmayabilir. Ciddi bir sorun yaratmıyorsa, psikolojik yönden rahatlatıcı tedbirler önerilmesi yeterli olabilir.

Çoğu prostatit olgusunda etyoloji, patogenez ve fizyopatoloji bilinmemektedir. Akut bakteriyal prostatit aşağı üriner sistemin iyi tanımlanmış bir enfeksiyoz hastalığı olup, kronik prostatit sendromlarından tamamen farklı bir durumdur. Sendromun kronik formu olası bir enfeksiyoz veya nonenfeksiyoz prostatik inflamasyondan kaynaklanıyor olabilir ya da noninflamatuvar bir proçestir. Ama değişik prostatit sendromlarını kesin çizgilerle birbirinden ayırmak her zaman mümkün olmamaktadır. Bu nedenle kronik prostatitli hastaların klasifikasyonu da değişmiştir ve ileride tanı ve tedavi stratejilerinde daha düzelmeler sağlayacağı düşünülmektedir.

İdrarında sık iltihap hücresi çıkan ama kültürlerinde bir mikrop üremeyen şahıslarda tüberkülozdan da şüphelenilmelidir. Bunlarda zaman zaman kanama da olabilir. Böbrek filmlerinde (IVP) ve sistoskopide kendine özgü belirtileri vardır. İdrar analizleriyle etken organizma araştırılarak tanı konur. İleri dönemlerinde böbreği tamamen bozabilir, hatta iki taraflı ise böbrek yetmezliği gelişebilir. Önemli bir belirti vermeden uzun süre gizli kalabilir ve ileri derecede organ hasarı yapana kadar doktora getirmeyebilir. İlaçla tedavisi uzun süre alır ama başarılı sonuç verir. Bazen ameliyatla o böbreğin tamamı ya da bir kısmının çıkarılması gerekebilir. Tüberküloz sadece böbreklerde değil, mesane, prostat, epididim ve testiste de yerleşebilir.

Balayı sistiti: Evliliği takiben ilk cinsel ilişkilerden sonra kadında akut sistit bulguları ile ortaya çıkar. Vajen içerisine penisin girerken, perine bölgesindeki bakterilerin mesaneye taşınması etkendir. İlişki öncesi koruyucu amaçlı TMP-SMX kullanılması önerilmekle birlikte, belirtiler ortaya çıktığında 3-5 günlük bir tedavi tercih edilebilir. Bir sorun yaratmaz ve zamanla düzelir.

Gebelerde enfeksiyon: Gebelikleri sırasında kadın idrar yollarında bazı hormonal ve anatomik değişiklikler gelişerek, böbrekler iltihaplanmaya karşı hassaslaşırlar. Her ne kadar gebe kadınların idrarında bakteri çıkma sıklığı artmazsa da, bunlarda akut piyelonefrit riski artmıştır. İdrar yollarında mikrop üreyen her kadında böbrekler iltihaplanacak diye bir kural yoktur. Yine de, eğer idrar yollarının enfeksiyonu (bakteriüri) zamanında önlenirse, böbreklerin iltihaplanma riski de azalarak %0-5'e kadar düşer. Bu nedenle gebelikleri süresince kadınlarda aralıklı idrar kültürleri yapılmalı ve mikrop ürerse tedavi edilmelidir. Tedavide toksik olmayan (penisili ve sefalosporinlerin toksisitesi daha azdır) antibiyotikler, 3 gün süreyle kullanılır. Eğer nüks ediyorsa, proflaksiye alınırlar. İlaçların ve iltihabın fötus üzerine olumsuz etkilerinin bulunabileceği unutulmamalıdır.




ANA SAYFA | HASTALAR İÇİN | ÖRNEK OLGULAR | KLİNİK ANDROLOJİ | YAŞLANAN ERKEK - ANDROPOZ
AKADEMİK DOSYALAR | DERS NOTLARI | BİLİMSEL TOPLANTILAR | MİTOLOJİDE ANDROLOJİ
SANAT ve ANDROLOJİ | BASINDAN HABERLER | MAKALE TARAMA | DERGİLER | DİĞER SİTELER | İLETİŞİM