|
Mitokondride elektron
transportu ve oksidatif fosforilizasyon ile enerji
oluşumu
ATP enerjiyi
taşıyan bir moleküldür. Bu enerji ise hücrenin fonksiyonunu
görmesi için kullanılır. ATP enerji naklini, yapısında
bulunan fosfat ile gerçekleştirir. Aslında yapısında
fosfat bulunan başka yüksek enerjili moleküller de mevcuttur
(örneğin fosfoenol pirüvat vb.) ama bu moleküller de
enerjilerini ADP'ye bir molekül fosfat verip ATP
oluşturmak vasıtasıyla naklederler. ATP ise bu fosfatı
alıp, bir başka düşük enerjili moleküle taşıyarak orada
bırakır. Fosfat, içine girdiği molekülde, taşıdığı enerji
ile reaksiyonu gerçekleştirir.

Şekil.
Elektron transportu ve oksidatif fosforilizasyon.
Kompleksler mitokondri iç membranında lokalize olup,
ATP sentezi basamağı matriksinde gerçekleşmektedir.
FAD: Filavin adenin dinukleotid; NAD: Nikotinamid adenin
dinukleotid; FMN: Flavin mononukleotid; CoQ: Koenzim
Q
Spermatozoada
da glükoz ve yağ asitleri metabolize olurlar ve bu sırada
ara ürün olarak açığa çıkan elektronlarını (H+ şeklinde)
NAD ve FAD'ye verirler. Sonuçta NADH+ ve FADH+ şeklinde
enerjiden zengin moleküller oluşur. Bu moleküller ise
elektronlarını, yani hidrojenlerini, elektron taşıyıcı
moleküllere verirler. Bu işleme elektron transport
zinciri adı verilir (Şekil).
Elektronların
verildiği moleküller ise oksijen bileşikleridir. Çünkü
moleküler oksijen doymaz bir elektron alıcısıdır. Elektronların
transportu sırasında bu elektronlar enerjilerini kaybedeceklerdir.
İşte kaybedilen bu enerji de ADP'ye fosfat bağlanmasında,
ve sonuçta ATP oluşmasında kullanılır. Bu işleme ise
oksidatif fosforilizasyon denilir. Demek ki,
ATP oluşması için bir elektron transportu zincirine
ihtiyaç vardır.
İşte
bu elektron transport zinciri mitokondrinin iç zarında
meydana gelir. Yani mitokondrinin iç zarı üzerinde,
vücutta oluşan elektronlar hidrojen olarak oksijene
iletilirler. Neticede çok miktarda enerji taşıyan ATP
molekülleri oluşmuş olur.
Mitokondrinin
iç zarı son derece kıvrımlıdır (kristalar). Bu sayede
geniş bir yüzey oluşturulur. Elektron transportu ve
oksidatif fosforilizasyonda görev alan proteinler işte
bu membran üzerinde dizili halde yerleşmişlerdir. Bu
proteinler mitokondri matriksine doğru uzanırlar. Matriks
içerisinde ise pirüvat ve yağ asitlerinin oksidasyonu
ile sitrik asit siklusunda kullanılan enzimler bulunur.
Örneğin NAD, FAD, ADP ve P matrikste bulunan önemli
moleküllerdir.
İç
zar 5 ayrı enzim kompleksinden oluşur: I, II,
III, IV ve V. I ve IV arasındaki kompleksler elektron
transportunda, V. kompleks ise ATP sentezinde rol alır.
Bu komplekslerin sperm mitokondrisi içerisindeki rolleri
ve motilite ile ilişkisi detaylı olarak araştırılmıştır
(Ruiz-Pesini 1998).
Elektronları
taşıyan enzimler koenzim Q ve sitokrom A,B, C molekülleridir.
Koenzim Q ve sitokrom C mobil halde bulunurken, diğer
enzimler iç membrana tutunmuşlardır (Wallace 1992).
Taşıyıcı bu enzimler elektronları alır ve bir sonraki
komplekse verirler. Elektronlar bu komplekslerde oksijen
ve protonlar ile birleşir ve neticede su oluşur. İşte
bu nedenle oksijene gerek vardır ve vücutta en fazla
oksijen tüketimi burada gerçekleşir.
Komponent
I'de önce NAD'den NADH+, daha sonrada bu NADH+'nin
NAD'ye dönüşümü sırasında hidrojenini FMN'ye vererek
FMNH2+, komponent II'de ise doğrudan FAD'den FADH2+
oluşur. Bilindiği gibi, NADH+ ve FADH2+ oluşumu sitrik
asit siklusu sırasında olmaktaydı. Oysa kompleks I ve
II'deki reaksiyonlarda FMNH2+ ve FADH2+'nin taşıdıkları
elektronlar koenzim Q'ya aktarılırlar, neticede hidrojenlerini
kaybederek FMN ve FAD geride kalırken, bu hidrojenleri
alan koenzim QH meydana gelir. Koenzim Q'nun spermatozoada
ATP üretimindeki önemi başka çalışmalarda ortaya konmuştur
(Angelitti 1995). Hatta varikosel olgularında spermatozoa
motilitesindeki bozulma neticesi koenzim Q'nun tüketiminin
azaldığı ve seminal plazma seviyesinin yükseldiği gösterilmiştir
(Mancini 2003).
Kompleks
III'e gelen koenzim QH, elektronlarını sitokrom
B'ye, buradan da sitokrom C ve arkasından kompleks IV'de
sitkrom A'ya aktarırlar. Sonuçta, sitokrom A üzerinden
gelen elektronlar (hidrojen) oksijen ile birleşerek
H2O açığa çıkar. Ama ara kademelerde ATP oluşmuştur.
Elektronların
taşıyıcı enzimlere aktarılmaları koenzim Q'ya hidrojen
atomları, sitokromlara ise elektronlar şeklinde gerçekleşir.
Her aktarım sırasında ADP ile P birleşerek ATP açığa
çıkar. Bu birleşme ve ATP oluşma işlemi kompleks
V'de ve mitokondri matriksinde gerçekleşir. Aslında
enzimler iç membrana bağlı yerleşmişlerdir. Açığa çıkan
elektronlar ise iç ve dış membran arasındaki intermembraner
boşluğa geçerler. Buradan da kompleks V'in içinden geçerek
geriye, matrikse girerler. Matrikste de ATP sentetaz
enzimi sayesinde ADP + P reaksiyonu ile ATP üretimine
yararlar.
Matrikste
ATP'yi oluşturacak olan ADP, hücrenin sitoplazmasından
mitokondrinin matriksine bir adenin nukleotid taşıyıcısı
tarafından taşınır. NADH ise mitokondri içerisine giremez.
Bu nedenle elektronlarını FMN'ye (flavin mononukleotid)
vererek elektron transportuna sokar.
Elektron
taşınması sırasında net enerji üretimi: 1 NADH'dan
3 ATP (52.580 kalori); 1 FADH2'den ise 2 ATP
üretimi şeklinde sonuçlanır. 1 ATP'nin enerjisi 7.300
kalori olduğuna göre 1 NADH'dan 3x7.300 = 21.900 kalorilik
ATP yapılmış olunur. Geriye kalan (52.580-21.900) kalori
ise ısı şeklinde belirir.
Yukarıda
sayılan oksidatif respirasyon enzimleri türe özgü olarak
spermatozoada farklı konsantrasyonlarda bulunurlar.
Örneğin malat, aspartat, gliserol-fosfat oksidaz, asetil
CoA, glutamatın fonksiyonel kapasiteleri değişik türlerde
farklıdır (Storey 1980).
Sonuç
olarak, spermatozoada da diğer hücrelerde olduğu
gibi metabolik reaksiyonlar gerçekleşir. Ama bu
reaksiyonlar spermin fonksiyon zamanlamasına göre, farklı
hücre bölümlerinde meydana gelir. Eğer spermatozoayı
baş ,orta-parça ve esas-parça olmak üzere 3 kısma bölsek,
her bir kısımda farklı bir metabolik yolun işlediği
anlaşılabilecektir. Bu nedenle sperm morfolojisi analiz
edilirken farklı bölgelerinin morfolojileri ayrı ayrı
belirtilmeli ve yorumlanmalıdır. Böylece, tedavi şekli
de daha spesifik olarak belirlenebilir. Ama kesin bir
kanıya varabilmek için daha detaylı çalışmalara ihtiyaç
bulunmaktadır.
KAYNAKLAR
ÖNCEKİ
|